Karisik Fikralar 1
Suna'nin basi agriyordu. Doktor cagirdilar. Doktor hap vererek dedi
ki:
- Bu hap simdi senin bas agrini gecirir. Peki onu kolay yutabilecek
misin?
Kolay yutmasina yutarimda, hap mideme girdikten sonra basima giden
yolu nereden bulacak?
*
Luks bir lokantada musterilerden biri onune konan yemegi gorunce
bagirmaya basladi:
- Ben bu baklayi yiyemem. Çabuk bana sef garsonu cagirin! Yan masada
oturan adam dudak bukerek cevap verdi:
-Fayda etmez efendim, o da yiyemez!..
*
Ressam İki arkadas, sergide bir tabloyu seyrediyordu. Biri:
-Şuna bak, dedi, gunesin dogusunu ne guzel canlandirmis.
Öburu duzeltti:
-İmkâni yok, mutlaka gunesin batisidir.
-Belki oyledir. Ama nasil oluyor da bu kadar kesin konusabiliyorsun?
-Ressami tanirim, sabahlari onbirden once kalkmaz.
* *
Ögretmen sinifta ders anlatiyordu. Bir ara arka sirada oturan
ogrencilerden birini isaret ederek:
-Soyle bakalim oglum, koyluler kurtlari nicin oldururler?
-Kuzulari oldurdukleri icin, efendim.
Ön siralarda oturan Ayla, hemen atildi:
-Öyleyse kasaplari nicin oldurmuyorlar?
* *
Doktor, akil hastasina sorar:
-Bir kulagini kesersem ne olur?
-Canim yanar.
-Ya iki kulagini keserse
-O zaman iyi goremem.
-Peki ama nicin? '
-Nicini var mi canim? İki kulagimi da keserseniz gozlugumu nereye
takarim?..
* *
Dil bilgisi dersinde ogretmen ogrencilere sordu:
-"Bagirmadim, bagirmadin, bagirmadi" deyince ne anlarsiniz? diye
sordu.
Kimseden cit cikmiyordu. Ögretmen butun ogrencilerin birden parmak
kaldirmasini bekledigi icin, hayal kirikligina ugradi.
Neden sonra on siralardan Temel ayaga kalkarak soz hakki istedi.
Ögretmen soz verince de cevapladi:
-Önemli bir durum yok efendim. Hic kimse bagirmamistir.
* *
Temel İstanbul'a yeni tasinmis. Kapici sabah kapiyi calmis.
Temel, kimseyi beklemediginden merakla kapiya yonelmis ve seslenmis;
-Kim o?
Kapici:
-Çop! diye bagirmis...
Temel gayet sakin ve kibar bir dille konusmus:
-İhtiyacimiz yok...
* *
Boks maci hayli heyecanli geciyordu. İki boksor ringde kiyasiya
dovusuyorlardi. Ama birinin durumu pek kotuydu. Yumruklari havayi
dovuyor, bir teki bile rakibine degmiyordu. Raund arasinda menejerine
sordu: "Maci almam icin bir sansim var mi?" Menejeri bir yandan
terini kurularken diger taraftan: "Elbette var, diye cevap verdi.
Etrafindaki havayi donmeye devam et. Boylelikle rakibini zatureden
oldurebilirsin.
* *
- Temel bey, dairelerimiz ayni genisliktedir. Sen evi duvar kâgidiyla
kaplattin? Ben de evi dekore edecegim de. Ne kâdar duvar kagidi
aldin?
- On yedi top aldum.
Komsu da duvar kâgidini alir, evi kaplatir, ama epeyce de kâgit
elinde kalir.
- Yahu Temel, ben de on yedi top aldim ama, yedi top artti!
- Eyi, benum da o kadar artmisti!
* *
- Yahu Recep, bizum Fadume'nun cok koti bi huyi vardur. Gece dorde
kadar uyumayi!
- Temelcugum, peki o saate kadar ne yapayi?
- Penum eve gelmemi bekliyor!
* *
Karadeniz'de bir koyden gecen bir yabanci arabasiyla bir tavuk ezer.
Kacacaktir ama korkar. Donuste gene ayni koyden gececektir. En iyisi
sahibini bulup
parasini vermek. Muhtari bulur durumu anlatir. Tavugu verir. Ancak
tavuk dumduz olmustur. Muhtar koyluleri tek tek cagirir. Tavugu
gosterir. Hic kimse tavuga sahip cikmaz. Muhtar sonucu yabanciya
aciklar:
- Bizim koyde yamyassi tavuk yoktur.
Temel Karadenizlinin firinindan bir ekmek alacak. Kafasini firindan
iceri uzatir:
- Ha oradan bi ekmek vermeni rica edeyirum!
- Ula parasini verecek misun?
- Elbette verecegum.
- Hacan parasini vereceksen ne diye rica edeyisun?
İsmet Pasanin oglu Erdal İnonu, bir secim mitingi icin Rize'ye gider.
Kursude konusan ince zayif uzun boylu İnonu'yu goren Temel sorar:
- Habu konusan adam da kimdur?
Derler ki: İsmet İnonu'nun oglu Erdal'dir!
- Uy desene Pasanun cok gunahini almisuz. Rahmetli II. Dunya Savasi
yillarinda bizleri cok ac birakmisti. Baksaniza ne kadar adaletli
davranmus, kendi usagini da ac birakarak ne hale getirmis!
Temel, karisi Fadime'yi bademcik ameliyati yaptirmisti. Hastaneden
taburcu edilirken, doktor Temel'e bazi tavsiyelerde bulunur ve son
olarak der ki;
- Aslinda bu ameliyat gecikmis, daha cocukken yapilmaliydi.
Temel hemen soze girer:
- O zaman faturayi kayinbabami gonder de, hasabini o odesun!
Hoca, minberden cemaate hitaba baslar:
- Ey cemaat-i muslimin, deyince: Arkalardan Temel, cevap verir:
- Efendum! Baga mi deyisun?
Temel'in vecizesi: "İnsanlara baluklar ayni tehlikeye maruzdurlar.
Her ikisi de agzini acinca baslari belaya girer.
Eskimo'nun biri olunce, Cehennem'e atmislar. Zebaniler sesini
duyamuyinca kapiyi aralamislar. Eskimo:
- Kapatin su kapiyi! İceri soguk giriyor, usuyorum. demis.
Temel ile Dursun denize yuzmeye giderler. Temel bogulur. Savci gelir
arastirma yapmaya ve Dursun'a sorar:
- Olay nasil oldu.
- Savci bey olay molay yok... Temel bi talup gelecegim dedi ama siz
da goriysiniz gelmedi...
Adamin birisi kendisi hakkinda kotu sozler soyleyen birine haddini
bildirmek icin evine gider. Fakat adami evde bulamaz. Öfkesinden
kapiya buyuk harflerle "EŞEK" diye yazip doner.
Bir kac gun sonra o adamdan soyle bir yazi alir:
- Bize gelmissin. Kapiya attigin imzadan anladim.
Her gun Temel sabah erkenden Dursun'un evine gidiyormus ve "Soguk cay
var mi?" diyormus. Dursun da "yok" diyormus. Bu bir kac gun surmus.
Dursun bir gun merak edip soguk cay hazirlamis. Temel gene gelmis.
"Soguk cay var mi?" demis. Dursun da var demis. Temel de "İyi isit da
icelim" demis.
Adam doktorun karsisindaki koltuga oturdu.
- Durum cok kotu doktor bey, bir dakika once olan herseyi
unutuveriyorum.
- Peki nicin hatirlamaya calismiyorsun.
- Neyi?
- Ula Temel, senden polis olmaz. Nasil kacirdin elindeki azili
hirsizi!
Sormayin komiser bey. Bir anluk dalginlugum sebep oldu. Üstunde
"girmek yasaktir" tabelasi bulunan bi yere girdi, arkasindan
gidemedum!
Komiser sorar:
- Temel, kopekleri atlatip, kumesten tavugu nasil caldin?
- Komiserum, onu soylemem, meslek sirridir!
- Ama ben soyletmesini bilirim!
- O da sizin meslek sirrunuzdur!
Komutan sorar:
- Soyle bakalim Temel, cephanelik onunde nobet tutuyorsun, birden
cephanelik infilak etti, ne yaparsin?
- Herkesin duymasi icin havaya bi el ates ederum komitanum!
İngilizler ve İskoclar arasinda yillardir suren bir tartisma vardir.
İngilizler her defasinda İskoc kahvelerini basip "Wilsonlar ayaga
kalksin" deyip Wilsonlari kursuna dizip arkasindan da "Eriksonlar
ayaga kalksin" deyip Eriksonlari kursundan gecirirlerdi. Bu olay
İskoclarin cok moralini bozmaya baslamistir. Toplanip bu olaya bir
cozum getirmeye calismislar iclerinden en hakiki İskoc "buldum" diye
bagirir. Wilsonlar ayaga kalksin dediklerinde Eriksonlar ayaga
kalksin, Eriksonlar ayaga kalksin dediklerinde Wilsonlar ayaga
kalksin; boylece onlari kandirmis oluruz.
İki Kayseri'li mac sahasinin onunde kofte satarken Birisi digerine
soyle der.
- Ula Ehmet bir bilet al maci ogren gel, der.
Ehmet gider ve maci ogrerup gelir durumu Arkadasina anlatir:
- 2 direk dikiyler, ortaya bir kabak koyiyler. 21 avanak pesinde
kosiyler. 2 diregin arasina girince gool diye bagriyler, birde
utanmadan kisa don giyiyler.
Garson Temel'i, lokantanin niusterilerinden biri, yanina cagirip,
azarladi:
-- Bana getirdigin tavugun bir bacagi digerinden daha kisa. Bu ne
rezalet?
Temel, ofkeyle cevap verdi:
-- Ben sana o tavugu dans edesin diye degil, yiyesin diye getirdim!..
Bir gun Bismark, harpte yararlilik gosteren bir askere madalya
takarken:
-- Asker, yuz altin mi istersin, yoksa bu madalyayi mi?
Asker:
-- Madalyanin kiymeti nedir? der. Bismark:
-- Maddi kiyiıieti asagi-yukari uc altin, diye cevap verir.
Asker :
-- Öyleyse 97 altinla madalyayi isterim! der.
Adamin biri otele gelir:
-- Burada bír gece kalmak istiyorum. Fakat oda istemiyorum.
-- Oda istemiyor musunuz?
-- Hayir ben uyur gezerim. Uzun bir koridorunuz varsa, mesele yoktur.
Sabaha kadar dolasir dururum.
Temel gittigi goz doktoruna dert yaniyordu.
-- Ne zaman cay icsem sag gozum agriyor doktor bey.
Doktor, Temel'in gozlerini kontrol ettikten sonra anlamli anlamli
basini salladi ve gulerek cevap verdí:
-- Himmm. Duruni anlasildi. Çay icmeden once kasigi bardaktan cikarin.
O zaman sag gozunuz agrimaz.
Lokantaya giden Temel garsondan bardak istemis.
Garson da masada ters duran bardaklari gostererek:
-- Masada var ya' demis...
Temel bardagi eline almis ve biraz inceledikten sonra kaslarini
catmis ve sítem dolu bir sesle konusmus:
-- Onlarín dibi deìik, ustu kapalì demis...
Din dersi ogretmeni, ogrencilere butun insanlarin Adem ve Havva'dan
geldigini soyledi. Bir ogrenci soz aldi:
-- Bu dogru degil.
-- Nasil yani? dedi ogretmen.
-- Babam bize maymundan geldigimizi soyledi.
-- Sevgili cocugum, dedi ogretmen, sizin ozel aile tarihiniz bizi hic
ilgilendirmiyor.
Temel uzun zamandir gormedigi Cemal'le Îstanbul'da karsilasir:
-- Usak, nasilsun pakayum? - Îyiyum.
-- Çocuklarun nasuldur? - Onlar da cok iyidur.
-- Ha karin nasildur?
Temel boyle sorunca, Cemal'in birden yuzu degisir... Temel
arkadasinin karisinin gecen yil oldugunu hatirlayip, hemen soyle der.
- Yani ayni mezarda mi yatayu!
Polise bir ihbar gelir. Temel ile Dursun kaza yapmistir.
Polis olay yerine geldiginde gorur ki, arabalar sapa saglam, Temel
ile Dursun'un agzi burnu dagilmis. Polis sorar:
-- Anlat Temel. Olay nasil oldu?
-- Komserum... Hava sisli oldugundan kafami pencereden cikarmis oyle
gideydum. Megersem Tursun da karsidan oyle geleyirmus
|
|